Twitter
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali: Mevduat çıkışı söz konusu değil!
13 Ağustos 2018 Pazartesi

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, döviz kurundaki dalgalanma hakkında, "Mevduat çıkışı yok. Bizim özellikle son hafta kritik olduğuna göre, bizim bir mevduat çekilişi söz konusu değil. Efektif olarak bakıldığında cuma günü bir miktar artış var. Yönetilemez şeyler hiç değil. Bunlar normaldir" dedi. 

Adnan Bali, Habertürk ve BloombergHT ortak yayını ortak yayınında gündem ve piyasalara dair açıklamalarda bulundu. Bali'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

"ÇOK CİDDİ SPEKÜLATİF ATAKLAR VAR"

"Zor günlerden geçiyoruz. Spekülatif ataklarla karşı karşıyayız. 94 krizi, 96 Asya, 97 Rusya, 99 depremi, 2001 krizi, hepsini yaşadık. Bir kısım dalgalanmalar yaşanması  normaldi. Ancak bu sefer farklı. Tabii görmüyorum. Çok ciddi spekülatif ataklar olduğunu düşünüyorum. Kurları iki ülke arasındaki enflasyon farkından hesaplanır diye okulda öğrettiler. Hiçbir teoriye uymadığı düşüncesindeyim.

Bütçe açığının GSYH oranı yüzde 2'yi aşacak. Yıl sonunda da 2.5'u aşması bekleniyor. Bunu kıyaslayın, önemli bir mali disiplin göstergesidir. Kamu borç stoğu yüzde 30'ların altındaydı ama yüzde 30'lar seviyesine gitmiş olabilir. Bunun 3 katına gitmiş ülkeler var. 

15 Temmuz'dan sonra da ifade etmiştim. Türkiye'nin 1 yıl kalmış borç tutarı 180 milyar dolar. Bu rakamı verince, nasıl içinden çıkacağız deniliyor ama bu işin özelliği de burada. Bu tutarın 102,5 milyar doları bankaların yükümlülüğü. Bunun da yarısı 50 küsur milyar doları bankaların yurtdışı yerleşiklerin açtıkları mevduat hesapları. Diğer yarısı da borçlar. Bunların yenilenme oranı yüzde 110'a yakın. Son dönemde düştü, yönetilebilecek bir düzeyde. Merkez Bankası nezdinde tuttuğumuz rezervler 28 milyar dolar. Her an nakte döndürülebilir 50 milyar dolar döviz var.

Reel sektörde 73 milyar dolarlık reel sektörün yükümlüğünün 48 milyar doları mal ve hizmet taahhütünden dolayı yükümlülükler. Diğeri krediler. 12 aylık kümülatif yüzde 130'lar civarında. Bankacılık sisteminde açık pozisyon yok. Finansal kesimin dışında ise açık var. Bu da 217 milyar dolar seviyesinde. Kısa vadede ise reel sektörün 6,5 milyar dolar artı pozisyonu var. Bu pozisyon da 2013'ün ortalarından itibaren reel sektörün artıye geçmiş olduğunu görüyoruz. Sermayedarların bulunduğu artı pozisyonlar bu hesapta yok. 

"BU BİR EKONOMİK SAVAŞ, ŞİMDİ EYLEM ZAMANI"

Cari açık 5,7 seviyesinde. Bu ülke cari açıkta çift basamaklı orana yaklaştığı sırada, petrol varili 130 dolar olduğunda kur atağı yemedi. Seviyeler bu seviyedeyken kur atağı yedi. Gelinen seviyeleri görünce üzülüyorum. Borcu olan var, olumsuz etkilenen var. Yatıştırmamız lazım. Temel ekonomik ama ekonomik olarak almamız gereken önlemler var. Geçen haftaki gelişmelere baktığınız zaman bunun normal piyasa dinamikleri içinde açıklanması zor. Bu bir ekonomik savaş. Bize düşen kısmı var; bunu öngörebilmeli, çok çabuk aksiyon göstermeliyiz. Şu an eylem zamanı.

Bankalar birliği olarak oluşturduğumuz çerçeveyi paylaşma imkanı bulduk. Kapsamlı, teknik bir eylem planı ve bu eylem planından sorumlu olan kişilerin sorumluluklarının belirlenmesi, kamuoyuna taahhütte bulunması ve sürekli olarak performansın şeffaf bir şekilde paylaşılması. Bunun bizi farklı bir noktaya getireceğini düşünüyorum. 

BANKALARDAKİ DURUM

Mevduat çıkışı yok. Bizim özellikle son hafta kritik olduğuna göre, bizim bir mevduat çekilişi söz konusu değil. Efektif olarak bakıldığında cuma günü bir miktar artış var. Yönetilemez şeyler hiç değil. Bunlar normaldir. Güvenlilik çok önemli bu dönemde. Diğer taraftan bizim hesaplarımızdan gelen döviz alım satımlarında olağanüstü bir şey yok. Döviz alım satımlarımız geçen hafta nötrdü. 15 Temmuz'dan farklı tarafı, çok ciddi bir döviz satışı görmüştük. Bu defa insanlar izliyorlar.

"SADECE REFAHI PAYLAŞMAK İÇİN BİR ARADA DEĞİLİZ"

Parayı sistem dışına çıkarmak. Bireylerin, kuruluşların bunları yapması açısından değerlendirme yapmam doğru olmaz. Yurttaşsınız, çıkardığınız parayı bu ülkede kazanmışsınız. Bu doğru olmaz. Biz bu ülkenin sadece refahını paylaşmak için bir araya gelmiş bir topluluk değiliz. Vatandaşlara, kurumlara, kuruluşlara iş düştüğünü düşünüyorum. Bu kurum Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Büyük Taarruza denk getirilerek kurulmuştur. Bizim bu bilinçle hareket etmemiz gerekiyor. Burada bazı hayal kırıklıkları yaşıyorum. Ekonomide kaynak tahsisi önemlidir. Mudinin bize emanet ettiği kaynakları kullanıyoruz. Bankacılık sistemi tecrübeli, iyi yönetiyoruz. 

Kur seviyelerini yönetilebilir bir istikrar içerisinde oturtabilmemiz önemli. Faiş artışları öngörmek gerçekçi değil. Bankamız için sermaye artışı öngörmüyoruz. Biz şu anda mevcut bilançomuzu, özkaynağımızı iyi yöneterek, olağan dönemlerle yönetme tekniğimizi sergileyerek atlatma durumundayız. 

FAİZ SEVİYESİ

Faiz oranlarının artık çok kritik bir seviye olma noktasında değilim. Bizim işleyen serbest piyasa mekanizmalarıyla sürdürmemiz öncelikli. Faizin yüksek olması kötü bir şey. Banka bilançoları açısından kötü. Bir faiz yükselişi sırasında biz 35 gün içerisinde mevduatların yeniden fiyatlanmasıyla maliyet artışına maruz kalıyoruz. Net faiz marjları daralıyor. Bankacılar yüksek faiz talebinde olamaz. En yüksek karları düşük faizde elde ederiz. Yüzde 16'dan yüzde 5'lere indiğinde banka karları yükselmişti.

Bankacılık seviyesinin aktif kalitesi, reel sektörün borçları gibi unsurlar konuşuluyor. Bunlar tabi kaygılar. Makroekonomik anlamda baktığımızda değerlendirmeyi atladığımız unsurlar var. Turizm konusunda; bunlar yılın ikinci yarısında kanalize olacak. Hepsini bir arada değerlendirerek, son dönemdeki kaygılar dile getiriliyor. 

Global kriz sırasında çok ciddi daralma sırasında bu oranlar yüzde 5-6'lara kadar gitmişti. Bu da görüşmemiş şeyler değil. Önemli olan bu oranın yükselmiş olması bir daha tahsil edilemez hale gelmiş anlamına gelmez. Burada olabilecek önlemleri alabilerek gitmek. Bu kredilerin önemli bölümü banka bilançolarına hasar yaratmadan halledilebilir. 

Zor günlerden geçiyoruz ama bu zorlukları ilk defa yaşayan ülke değiliz. Kriz yönetme becerisi olan bir ülkeyiz. Çok iyi bir koordinasyonla, dahili gündemlerle kafaları karıştırmadan, dışarıya dönük taahhütlerimiz bakımından yapmamız gerekenleri yapmalıyız."