TV Habertürk

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na "Esad ile görüşün" yanıtı...

8 Şubat 2018 - 16:34

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "45. Muhtarlar Toplantısı"nda konuştu. Son 15 yılın ilk 10 yılında daha ziyade iç kaynaklı istikrarsızlık çıkarma gayretlerinin son 5 yılda çok daha farklı bir görünüm kazanmaya başladığına işaret eti.  Erdoğan, Türkiye'yi meşgul etmek, dikkatini ve enerjisini başka tarafa yöneltmek için kurulan tuzakları birer birer bozarken asıl hedeflerinden de kopmadıklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ ve bölücü terör örgütüne karşı ilk fiili müdahalemizi başlattık. 3 bine yakın DEAŞ'lıyı derdest ettik. Rai, Cerablus, El-Bab, 2 bin kilometrekarelik bu alanı kontrolümüz altına aldık ve 135 bin Türkiye'deki Suriye'den gelen mülteci kardeşlerimizin tekrar topraklarına dönmesini sağladık." dedi.

"Afrin olayını çözeceğiz"

Bu bölgeleri imar ettiklerini ve güvenliğini de Özgür Suriye Ordusu ile Türk askerinin sağladığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte şimdi de aynısını Afrin'de yapalım istedik. Şu anda Afrin operasyonunun arkasında ne var? Afrin olayını çözeceğiz, İdlib'i aynı şekilde çözeceğiz ve mülteci kardeşlerimiz tekrar kendi topraklarına, kendi evlerine dönsün istiyoruz. 3,5 milyonu herhalde biz burada ilanihaye saklayacak halimiz yok. Onlar da zaten bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyorlar. Bir kısmı burada kalabilir ayrı bir konu ama bu gerçeği de görelim."

"Bay Kemal'e rağmen temizliyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Her türlü olumsuzluğa, alçaklığa, riyakarlığa rağmen bölgeyi adım adım teröristlerden askerimiz, milletimiz, hep beraber temizliyoruz. Bunu Bay Kemal'e rağmen temizliyoruz. Ne diyor beyefendi? 'Afrin'e gitmeyin, fazla içerilere gitmeyin.' Senden mi alacağız izni? Bize milletimizin emri var, biz milletimizin talimatını yerine getiriyoruz. Ona kalsa 'Esed ile masaya oturun da bu işi konuşun.' diyor. 1 milyon vatandaşını öldüren bir katille biz neyi konuşacağız? Siz yeri gelir teröristlerle el ele kol kola dolaşabilirsiniz. Teröristlerle beraber kalkar, Ankara'dan İstanbul'a yürüyebilirsiniz. Adaletsiz bir adalet anlayışıyla yürüyüş yapabilirsiniz ama biz, terör örgütlerinin icazetiyle yola çıkanlarla beraber bugüne kadar yol yürümedik ve bundan sonra da yürümeyeceğiz."

 "Hayatı yalan üzerine kurulu bu adamın"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "utanmadan, sıkılmadan" kendilerini DEAŞ ile iş birliği yapmakla suçladığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ne biçim anlayıştır, yaklaşımdır? Ama bunda yüz yok, haysiyet yok. Bunda onur yok. Ne zaman ben bunu ispata davet ettiysem hiçbir şeyi ispat etmemiştir ve hala da yerinde durmaktadır. Bununla ilgili de söylüyorum. AK Parti'nin DEAŞ'a destek olduğunu ispat et, ben bu makamda durmam, bu görevden çekilirim. Sen bunu ispat edemediğin zaman çekilir misin? Çekilemez. Hayatı yalan üzerine kurulu bu adamın. DHKP-C'liler ile yürüyen birisi. Bunlardan bir şey olur mu ya. Rahat rahat bunları kamufle edebiliyorlar. Rahat rahat bunlarla yol yürüyebiliyorlar. Kalkıyor, kağıt gösteriyor. Senin bu kağıtlarına biz alıştık. Sağolsun, bazı televizyonlar da bizim DEAŞ ile ilgili geçmişte söylediklerimizi açık, net ortaya koyuyorlar."

Erdoğan, DEAŞ ile ilgili Cerablus, Rai ve El Bab'da verdikleri mücadeleyi dünyada hiçbir ülkenin vermediğini aktardı.

"Şu anda DEAŞ'ın tehdidi altında olan, Bay Kemal, sen misin, biz miyiz?" diye soran Erdoğan, "Sana ben bir şey söyledim. Şu PYD, YPG, PKK bunların terör örgütü olduğunu ilan et. Şöyledir, böyledir, yamalı bohça yapma, açık ve net konuş. Bunlar birer terör örgütüdür de. 'El Nusra terör örgütüdür dedin mi?' diyor. Ben bunların hepsini dedim, yine diyorum. 'El Nusra da terör örgütüdür' diyorum. Sen de. PKK, PYD, YPG terör örgütüdür de görelim. DHKP-C terör örgütüdür de göreyim seni. Diyemezsin. Çünkü gücünü onlardan alıyorsun. Onların desteğiyle Hakkari'de miting yapacak kadar zavallısın sen. Bize tarihi konuşturma." dedi.

"Bu kuruluşun Türklükle alakası yok"

Girilen her mücadelenin, atlatılan her badirenin, yapılan her operasyonun çok önemli tecrübeler kazandırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ara tweetler atıyorlar. Neymiş o, biz 'Türkiye ve Türklük' kavramına karşıymışız. Niye? Türk Tabipleri Birliğinin isminden Türk'ün kaldırılmasını istediğimiz için. Evet istiyoruz. Çünkü Türk Tabipleri Birliği denilen bu kuruluşun Türklükle alakası yok, Türk kavramına da layık olan bir yanı yok. Türkiye Barolar Birliğinin de Türkiye'ye layık olan hiçbir yanı yok. Dolayısıyla bunlar ne hukuku ne de hekimliği kendi saltanatları altına alamazlar. Şimdi çıkarılacak kanunlarla, çıkarılacak Bakanlar Kurulu kararıyla bu ülkede tüm hukukçular, tüm doktorlar kendi derneklerini, vakıflarını rahatlıkla kurabilecekler ve bunlara da kaynağında para ödemesi diye bir şey yapmayacaklar. Bunların hepsi bitecek. Ondan tutuştular. Şimdi de kalkıp tweetlerle güya yavuz hırsız ev sahibini bastırır ya bunlar da bu şekilde ev sahibini bastırmaya çalışıyorlar. Ne Türk ne de Türkiye kavramını kullanamayacaksınız artık. Onu layık olanlar kullanacak."

"Bunlara hiçbir zaman aldanmayacağız"

Avrupa Parlamentosunda bazılarının, terör örgütünün paçavralarını boyunlarına astıklarını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kimin paçavraları bunlar? PKK'nın. Kimin? Terörist başının. Avrupa Birliği ki biliyorsunuz PKK'yı terör örgütü ilan etmiştir. Terör örgütü ilan ettiği halde bunların paçavrasını nasıl oluyor da bunlar boyunlarına sarıyorlar? Çünkü dürüst değiller, samimi değiller. Bunlarla beraber hareket edenler, bunlar da aynı. Biz bunlara hiçbir zaman aldanmayacağız. Onları da hiçbir zaman samimi bulmadığımızı kendilerine, yüzüne yüzüne vuracağız. Bugün ülkemizde halen 'Bizim Afrin'de ne işimiz var.' diyebilen bir zihniyetin olması, kim olduğunu anlıyorsunuz, gerçekten üzüntü vericidir. Sokaktaki vatandaşımızın çok iyi anladığı, çok iyi tespit ettiği, çok iyi gördüğü gerçeği anlayamayan güya siyasetçi, güya aydın, akademisyen, sanatçı kisveli herkese 'yazıklar olsun' diyorum."

 "Duyan da sanır ki Suriye'de her şey güllük gülistanlık"

Söylenecek çok şey olduğunu, milletin canını sıkmamak, güvenlik güçlerinin moralini bozmamak için bu konuları gündeme getirmek istemediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK'ya, PYD'ye, YPG'ye terör örgütü demeye dili varmayan veya bunu kerhen zikredenlere milletimizin ilk fırsatta söyleyecek bir çift sözü elbette olacaktır. Biz siyasetçi, hükümet, devlet olarak bunlar hakkında gerekenleri yapıyoruz, yapacağız. İçeridekiler bunu yapar da el oğlu boş durur mu? Bizden, Suriye topraklarından bir an önce çıkmamızı isteyenler olduğunu duyuyoruz, görüyoruz. Bunu duyan da sanır ki Suriye'de her şey güllük gülistanlık, sadece Türkiye'nin varlığı işi bozuyor. Bunların mantığına göre PKK Suriye'de olabilir, DEAŞ Suriye'de olabilir. Amerika, Rusya, İran, Fransa, İngiltere ve daha nice ülke çeşitli görüntü ve bahaneler altında Suriye'de olabilir. İsrail, canı istediği zaman Suriye'de operasyon yapabilir ama Türkiye 911 kilometre sınırının bulunduğu Suriye'de olamaz. Var mı 25 kuruşa simit ya?

Ama Türkiye sadece son birkaç ayda bine yakın roketin ve bombanın ülkesine yöneltildiği Suriye topraklarına ayak basamaz ha... 700'ü aşkın taciz atışı yaptılar ve 100'e yakın kardeşimiz şehit oldu. Biz halen seyredeceğiz, 'devam edin' diyeceğiz... Türkiye, bizzat kendi ağızlarıyla ikrar ettikleri şekilde, tamamı da ülkemize saldırmak için özel olarak eğitilip teçhiz edilmiş 30 bin kişilik terörist ordusunun kurulduğu Suriye'ye yönünü dahi dönemez ha. Hasbinallah. Yahu 13-14 yaşındaki çocukları eğitip, bunları savaş meydanına gönderiyorlar. Bazen sözün bittiği yer vardır ya, işte bu konu da öyle bir şey."

Erdoğan, dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu İran'a gönderdiğini, bu sabah da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile detaylı bir görüşme yaptığını belirterek, "O da, 'Ben de ilgili Bakanıma, Genelkurmay Başkanıma talimat vereceğim. Siz de talimat verin, hemen görüşmeler yapılsın.' dedi. Önümüzdeki hafta başında ABD'den Dışişleri Bakanı ve yanında güvenlik müsteşarı gelecekler. Onlarla burada görüşmeler yapılacak. Yoğun şekilde bu süreci devam ettiriyoruz. Çünkü Türkiye olarak biz burada kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye mecburuz. Bunun başka çıkar yolu yok." diye konuştu.